Kur'an , şüphesiz büyük bir kitap tır. Hz.Muhammed son Peygamber dir. Kur'an da dünler, bu günler, yarınlar var dır.
Mutlak incelenmeli, okunmalı, anlaşılmalı dır. Tasavvuf denilen deniz, Kur'an denen ummanın ufacık bir damlası dır.
Büyük önder Atatürk , Kur'an'ın yüceliğinin bilincinde olduğundan, halkımızın onu kolaylıkla okuyup anlaması için Elmalılı Hamdi Yazır'a Türkçe'ye çevirtmiştir.
Anlaşılması gereken şudur ki, tüm peygamberlerin mesajı bir dir;" İyi huy güzel ahlak ile tüm insanlığın kardeşlik bilinci içinde yaşaması."
Tüm tanrısal kaynaklı mesajların teması bu cümle dir. Ki bu manevi mesaj kapsamına, veliler, gerçeği aktaran kanallar da girer.
Ve tüm gerçek kanallar, Peygamberlere mutlak saygı gösterir. Bu gerçeği inkar eden tüm bilgiler istisnasız güvenilmez, negatif bilgiler dir.
Kimse , bir gerçeği Muhammed gibi, İsa gibi, Musa gibi anlatmak zorunda değil dir. Elbette kendi üslubuyla, kendi yoluyla, kendi dili ile anlatacaktır. Ancak bu tip insanların , peygamberleri inkar etmesi kesinlikle cahillikleriyle ilgili dir. Bu inançla ilgili değil , doğrudan bilgi ile ilgili dir.
Hele ki , Peygamberlerin mesajlarını kirleten insan topluluklarının (söz de hristiyan,musevi ya da müslüman olanların) yaradılış yasalarını ihlal eden yaşayış ve eylemlerini baz alıp, peygamberleri ve mesajlarını küçük görenler bence acınılacak durumda dır.
Gerçeği getirenler tüm peygamberlere saygılıdır. Çünkü peygamberler gerçeği, ilahi yasaları en yüksek düzeyde anlatanlar dır.
20.yy da spritüalistlerin bir kısmı Peygambersiz bir gerçekliğin peşinden koşmuş, 21.yy da ki Yeni Çağcıların yine bir kısmı , yeni peygamberler peşinde koşmakta dır.
Gerçeğin peşinde olanlara yakışan ise, gerçeği getirenlere saygılı olmak. Dejenere olmamak. Okumak , düşünmek, anlamak. Ve kendi gücünü teslim etmemektir.
Hz.Muhammed son peygamber dir. Yüce Yaratanın sesi, sözü olan gönlümüzün sesi her daim insanlığın yardımcısı olacaktır. Veliler, öğretmenler , büyük sanatçılar her zaman var olacak , insanlığa ışık olacaklar dır. Peygamberlerin , Rumi lerin, Sokrates lerin, madde ile maneviyatı birleştirmiş bilim adamları'nın (yaşamış, yaşayan ve yaşayacak olanların) bilgisi ve sevgisi geçmişten geleceğe daim ışık olacaktır.
Gerçeğin sözcüsü olan gönül insanlarına düşen ise, gerçeği , gerçek olmayan dan ayırt etmektir. Gerçek ile sahte'nin farkına varmaktır. Bu ayrımı yapmak kendimizi eğitmekten ve nasıl daha iyi bir insan olabilirim'i takip etmekten geçer.
Gerçeği ve ışığı arayan, gerçeğin ve ışığın kendileri olduklarının farkında olan ezel ve ebed deki tüm kardeşlerime sevgilerimle.